Aileyi oluşturan eşlerin birbirlerini anlayamaması, aile içi şiddetin artması, evliliği anlamlı kılan değerlerin zaman içinde kaybolması… nedenlerinden dolayı ülkemizde son yıllarda boşanma vakalarında ciddi düzeyde bir artış gözlenmektedir. Boşanmalar her ne kadar anne-baba ve çocuklar için olumlu sonuçlar oluşturacağı düşünülerek gerçekleştirilse de , çoğu zaman olumsuz sonuçlar meydana getirerek  bir aile yıkımını oluşturmaktadır. Bu yıkımdan en fazla etkilenenlerin de çocuklar olduğu bir gerçektir. Boşanmış ailelerin çocukları, çatısız ev misali, her türlü tehlikeye açık bulunduklarından ‘Risk grubunda bulunan çocuklar’ olarak ifade edilir. Boşanma kararı alabilme ihtimali olan ailelerin, henüz gemileri yakmamışlarsa, oluşabilecek sonuçları kendileri ve çocuklar açısından ölçüp tartarak, aileyi yıkıma götüren süreci tekrar değerlendirilmeleri ısrarla tavsiye dilen bir durumdur.

            Çocuklar mutlu bir aile içinde varlıklarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmekte, psikolojik ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayabilmektedirler. Gelişim süreci içerisinde erkek çocuğun baba modeline, kız çocuğun da anne modeline ihtiyacı vardır. Çocuk bu modeli ev içerisinde bulamadığı zaman modelini dışarıda aramaya yönelmektedir.  Bu arayışlar bazen çevre tarafından yanlış yönlendirilmeler sonucunda istenilmeyen durumları da beraberinde getirir. Modelini ev içinde bulan çocuk, biyolojik-psikolojik ihtiyaçlarını karşılamanın vermiş olduğu güvenle, gelecekle ilgili mutlu ve başarılı bir hayatın altyapısını oluşturmaya başlar. Toplumda örnek gösterilen bir erkek çocuğunun arkasında güçlü bir baba modeli,  bir kız çocuğunun arkasında da güçlü bir anne modelinin olduğu unutulmamalıdır.

            Boşanmaların büyük bir çoğunluğunun evliliklerin ilk beş yılında meydana geldiği yapılan araştırmalar sonucu tespit edilen bir durumdur. Bu ayrılıkların çoğunda ortada kalanların çocuklar olduğu bilinmektedir. Boşanma sonrası çocukların kiminle kalacağının yanlış kararlaştırılması çocukların gelişimine olumsuz bir şekilde yansıyabilmektedir.  Bu tür ailelerde, mahkeme yoluyla, erkek çocukların anneye, kız çocukların da babaya verilmesi, oluşan yıkımın daha da derinleşmesine, ebeveynlerin çocukları anlayamamalarına, onlarla etkili bir iletişim kuramamalarına neden olmaktadır. Arada cinsiyet gibi bir ortaklığın olmaması, oluşacak sorunlar karşısında farklı pencerelerden bakılıp, farklı değerlendirmelere yol açacağından sonuçta tarafların birbirlerini anlamaları da zorlaşacaktır. Anlaşılmadığını, değer verilmediğini düşünen çocuk bu ihtiyaçlarını karşılamak için dışarı yönelmekte, sonuçta madde bağımlılığı, olumsuz işlere bulaşma, evden kaçma gibi tehlikelerle karşı karşıya gelebilir. Böylesi bir durumun erkek çocuklarda, kızlara göre daha fazla görülme riski vardır. Annenin onu anlamaması sonucu asileşmekte, ev içerisinde davranış problemleri sergilemektedir. Bu davranış problemleri ev ile çatışma yaşamasına neden olduğundan zamanla çocuğun evden uzaklaşıp dışarıda kendine özgü bir dünya kurmasına ortam oluşturabilmektedir.

            Eşlerin boşanma öncesi olumsuz tavırlarının, bazen boşanma sonrasında da devam ettiği gözlenebiliyor. Bu durumun anne-baba tarafından çocuğa yansıtılması durumunda, onların da bu olumsuz duyguları yaşamasına neden olunmaktadır. Annenin ya da babanın kötü olarak tanıtılması durumu, çocukta o cinse karşı güvenin zedelenmesine ve zamanla bu duyguyu ileriki hayatlarına taşımaları gibi olumsuz sonuçları ortaya çıkarabilmektedir. Sonuçta bu ayrılığı tadan, olumsuz telkinlere maruz kalan çocuk, iç dünyasında evliliğe ve karşı cinse karşı bir antipatinin oluşmasını engelleyememektedir. Bazen bu çocuklar toplumdan dışlanabilmekte ve bu dışlanma onlarda kin ve öfkenin oluşmasını tetikleyebilmektedir. Biriken bu olumsuz duygular bir zaman sonra ya başkalarına patlamalarına, kavgalara ya da ölümlü sosyal facialara neden olabilecek düzeye gelebilmektedir.

            Boşanmaya karar veren ailelerin ( Mümkünse alınan kararı bir daha değerlendirip)  bunu sağlıklı yoldan yapmaları, çocuklarıyla iletişim kurmalarının engellenmemesi, çocukların biyolojik ihtiyaçları gibi psikolojik ihtiyaçlarına öncelik tanımaları, bu yıkımın en az hasarla neticelenmesine olanak sağlayacaktır. Durumu, anlayabilecek yaşta olan çocuğa anlatılması, kabullenmesine yardımcı olunması, anlayamayacak kadar küçükse annenin ya da babanın çocuğun dünyasındaki yerinin boş bırakılmamaya çalışılması yapılabilecek uygun davranışlardandır. Böylesi bir durumda çocuğun cinsiyetine göre kararlar alınması, yaş özelliklerinin göz önünde bulundurulması, duygulara göre değil mantığa göre oluşturulacak bir yolun çizilmesi çocuğunuza yapılabilecek en büyük iyilik olacaktır. Aksini yapan, duygusal davranan, sırf karşı tarafa zarar vermek için bazı kararları alan anne-babalar, zaman içinde çocuklarının avuçlarından kaymalarını hızlandıracak bir süreci hazırlamış olacaklardır.

            Bu konu hakkında yaşanmış ve yaşanmakta olan bir olayı paylaşmak istiyorum.

         Ebru hanım eşiyle 6 yıl önce boşanmış ve iki çocuğunun velayetini eşinin de onayıyla üzerine almıştır. Ebru hanımın biri kız, biri erkek olmak üzere iki çocuğu vardı, Kızın ismi Melike, erkeğin adı Mahmut idi. Boşanma döneminde Mahmut 10, Melike 7 yaşındaydı. Ebru hanım hayatını kazanmak ve çocuklarının geçimini sağlamak için küçük bir kafe işletiyordu. Çalışma şartlarından dolayı çocuklarını ihmal ediyor, onlarla fazla ilgilenemiyordu.  Bazen çocukları yanına geliyor, zamanlarını orada geçiriyor, annelerine yardımcı oluyorlardı. Melike, annesini yalnız bırakmıyor, aynı cinsten olmanın avantajını kullanarak annesiyle sıkı bir bağ kurmuştu. Her türlü problemini annesiyle paylaşıyor, annesine karşı güven verici bir şekilde davranıyordu. Mahmut’un 6. Sınıfa kadar davranışlarında bir problem mevcut değilken, 6. sınıftan sonra dışarı yönelmeye ve dışarıda vakit geçirmeye başlamıştı. Arkadaş çevresine giderek daha fazla değer vermeye başladı. Başlarda annesiyle küçük tartışmaları oluyor, yaşla birlikte bu tartışmalarda da artmalar meydana geliyordu. 8. Sınıfa geldiğinde Mahmut sigaraya başlamış, annesi ne yaptıysa bu davranışından vazgeçirememiş, çaresizce durumu kabullenmek zorunda kalmıştı. 9. sınıfta Mahmut’ un gittiği meslek lisesinde dönem sonunda 7 zayıfı vardı. O yıl sınıfta kalan Mahmut’un, önceki yıl da 5 zayıfla sınıfta kalması, öğrencilik hayatının bitmesine neden olmuştu. Zamanla evden uzaklaşmış eve arada bir uğrar duruma gelmişti. Ebru Hanım, kızı Melike ile hiçbir sorun yaşamazken, oğlu Mahmut’la günden güne fazlalaşan sorunları artmış ve hala da artmaya devam etmekteydi.  Mahmut’la tanışmamız okul hayatının bitmesinden sonra oldu. Yaptığımız görüşmelerde davranışlarının kaynağını birlikte araştırdık. Sonuç dikkat çekiciydi. Babasından ayrı oluşunun acısını çekiyordu. Bazen  ‘Babam burada olsa böyle olmazdı.’ ifadesini kullanıyordu. Baba modeli bazı çocuklarda anlayış, tutarlılık, otorite, disiplinin simgesi olabildiği ve çocuğun davranışlarını yönlendirebildiği gerçeği Mahmut’un bu sözleriyle kendini hissettiriyordu.

          

ÖNERİLER:

  • Boşanma bir anda alınabilecek bir karar değildir. Karar alma süreci iyi bir şeklide değerlendirilmeli, oluşabilecek sonuçlara gerçekçi açıdan bakılarak kararlar alınmalıdır. Ayrılma kararın alınmasına neden olan engellerin aşılabilmesi için gerekirse dışarıdan destek alınma yoluna gidilmelidir.
  • Anne baba olarak boşanma kararı almadan önce ‘Sen şöyle yapıyorsun,hep böylesin…’ çözüm oluşturmayan yaklaşım yerine, ‘Evliliğimizi bu hale getiren nedenler nelerdir?, Bu durumdan nasıl kurtulabiliriz?’ e odaklanmak çözümü de beraberinde getirir.

Eğer ayrılma kararı alınıp uygulanmışsa;

  • Anne –baba’nın süreçten etkilenme düzeyi olduğu gibi çocukların da yaşa, cinsiyete, kişiliğe göre etkilenme düzeylerinin farklı olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.
  • Kız çocuğun velayetinin anneye, erkek çocuğun velayetinin de babaya verilmesi, gelişimsel açından faydalı sonuçlar ortaya çıkaracaktır.
  • Boşanmış aile çocukları risk grubunu oluşturduğundan psiko-sosyal gelişimleri ciddi bir şekilde gözlenmelidir. Oluşabilecek sorunlara zamanında müdahale edilmelidir. Çocuğu sorunlar karşısında güçlü yapmak amacıyla beceri eğitimi aksatılmamalıdır.
  • Özellikle gençlik döneminde bu çocuklar bazen dışlanma ve değersizlik kavramını yoğun olarak yaşayabilecekleri için kendilerine, çevrelerine zarar verme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Bu durumun önüne geçebilmek amacıyla duygusal desteklemelere ve kurulacak iletişime özen gösterilmelidir.
  • Diğer ebeveynin çocuğu görmesine müsaade edilmelidir. Bu görüşmeler duygusal destek sağlaması ve rol- model gelişimine katkı yapması açısından önemlidir.
  • Çocuklarınıza, boşandığınız eşinizi kötü gösterme gayreti içerisine girmemeniz, onunla ilgili sürekli olumsuz telkinlerde bulunmanız gerekir. Böyle bir durum çocuğunuzun sadece eşinize karşı olan bakış açısını etkilemeyerek, genelleme yoluyla o cinsiyete, gelecekteki yapacağı evliliğine karşı olumsuz olarak yansıtabileceği riskinin olduğunu unutmayın.
  • Boşanmış ailelerin çocukları da gelecekte boşanmaya meyilli olacağından- bu durum çözüm olarak sunulduğundan- evlilik konusunda çocuğunuzun yanında olumsuz konuşmanız onun, evliliğe bakış açısına olumsuz olarak yansımasına zemin hazırlayabilmektedir.
  • Çocuklarınızı aranızda yaşadığınız sorunlar karşısında şahit olmaya, hakem olmaya, taraf tutmaya zorlamanız onları psikolojik olarak yıpratabilmektedir.
  • Boşanma süreci sonrası çocuğunuz sizden farklı cinsiyete sahipse evde model eksikliği yaşamaması için, ona alternatifler sunun. Bunlar bazen amca, dayı, hala, teyze… Olabilir.
  • Boşanmış anne babalar çocuğuna karşı vicdan azabı duyduklarından, kendilerini rahatlatmak için çocuğun her dediklerini yapma girişiminde bulunmaktadırlar. Bu durum çocuğun davranışlarını daha da olumsuz hale getirmeye hizmet etmekten başka bir anlam ifade etmez. Kuralları olan, tutarlılıkla, özveriyle yapılan bir çocuk eğitimine devam edilmesi daha güzel sonuçlar ortaya çıkaracaktır.
  • Çocuklar, anne babaları boşanmış olsalar da onların yerine kimseyi koymak istemezler. Boşanan eşlerden biri yeni bir evliliği düşünüyorsa, çocuğun boşanmayı kabullenene kadar bu durumu bilmemesinde faydalar vardır. Çocuk 12-13 yaşlarından büyükse onunda düşüncesini alıp hareket etmek, yeni yapılacak evliliğin kabullenilmesini kolaylaştırır.

Tüm hakları mahfuzdur. Site kaynağı ve isim gösterilmeden alıntı yapılamaz.


Kurumumuz da  Verdiğimiz Hizmetler: Psikolog, Aile Danışmanı, Evlilik Terapisi, Ergen Terapisi, Çocuk Psikologu, Pedagog, Bireysel Terapi, Psikolojik Kökenli Bozukluklar için Cinsel Terapi, Online Terapi Hizmetleri, Psikolojik Gelişimsel testler, Öğrenci koçluğu ve Eğitim danışmanlığı, Seminer ve Konferans Çalışmaları

Detaylı Bilgi İçin: 05053880710

muratidin@gmail.com

Share This: